Bireysel Psikoterapötik Çalışmalar
Terapiye başlamak için çok büyük bir sorun olması gerektiğine mi inanıyorsunuz? Peki sorunun büyüklüğünü neye göre ölçüyorsunuz? Normal olanla olmayanı ayıran keskin bir çizgi mi var diyorsunuz? Ya da ruhsal ihtiyaçların sadece delilikle mi ortaya çıkacağına kanaat getirdiniz - ki bu durumda "deliliğin" de kesin bir tanımı olduğunu düşünüyorsunuz - ?
Benim için yukarıdaki sorulara cevap vermek çok zor. Acının çok biricik bir deneyim olduğuna ve kişinin biricik yaşam deneyiminin bu acıyla karşılaşma ve onunla baş etme biçimini derinden etkilediğine inanıyorum. Herkes kendi delilik sınırına yaklaştığını hissedebilir ve bu bazen sadece yapılması gereken şeyleri unutmakken, bazen kendini öldürmek istemek olarak kişide ifade bulur. Tek bir normal yerine, duruma ve kişiye özgü normallerden bahsetmek mümkün. Bireysel terapötik yardım tam bu noktada devreye giriyor. Kişinin yaşadığını hissettiği anormal durumda, kendi normalini bulması ve en azından "yeterince sağlıklı" bir ruhsallığa erişebilmesini destekleme çalışmaları olarak... "Kötü" hissetmeye bir kayıp, bir doğum, bir taşınma, bir gruptan dışlanma ya da taciz sonucu başlamış olması, kişi özelinde tetikleyiciyi tanıyarak gündelik hayatı ve dış gerçekliği anlamlandırma, iç ruhsal dünyasını nasıl düzenlediğini görmek için terapiste bir çıkış noktası sağlıyor. Ve ardından yolculuk başlıyor.
Bireysel psikoterapötik çalışmalar, her bireye kendi yolunu seçme, tanıma, orada yürümeye ya da yürümemeye kara verme, dönüştürmek için çabalama ve bütün bunları neden yaptığını anlama, kendisini tanıma yolculuğudur. Bireysel çalışmalar için başvuran ergen ve yetişkinlere yolculuklarında eşlik edip, onlarla anlamaya çalışmak ise benim psikoterapötik çalışmamın tanımı...
Çift ve Aile Terapisi
İnsan yavrusu, doğada en savunmasız doğan canlıdır; hayatta kalması ona bakım verecek, hayatta kalmasını önemseyecek ve hayatta tutmak için çabalayacak "ötekilerin" varlığına bağlıdır. Reel dünyada ilişkilerle karşılaşma ya da bir ilişkinin içinde bulunmamızın başlangıcı doğumla olur. Ardından da bu ilk ilişkiler tüm ilişkiler için çekirdek deneyimlerimizi oluşturur.
İlişkisel bir varlık olarak insan gelişiminin bir döneminde partnerlere yönelir. Partnerlerle ilişkiler ise iki dünyanın karşılaşması gibidir; kendine özgü ilişkisel dünyalarını diğeri üzerinde deneyimlemeye yönelen kişiler birlikteliklerinin doğasına özgü bir geçiş/oyun alanı kurmanın yolunu bulmaya mı yoksa kendi biricik dünyalarını ötekine zorla dayatmaya mı çalışırlar? Ya "öteki", buna nasıl karşılık verir?
Çift ve aile terapisi, bizim için "özel ötekiler" ile yaşadığımız ilişkisel güçlüklerin doğasına ve birlikte oluşturulan ilişkisel dinamiğin ürettiği tüm çıktılara eğitmenin özel bir yoludur. Çift ya da aile olması fark etmeksizin, bireysel ilişkisel deneyimlerin ve ihtiyaçların da gözden geçirildiği zorlu bir yolculuktur. Çift ve aile tarpisi çalışmaları, ilişkiye özgü algıları, ihtiyaçları, beklentileri ve ilişki içinde kendini ortaya koyma tarzlarını; tüm bunların ilişki şimdisi ve geleceği üzerindeki etkisini anlamak, her bir bireyin kendini ilişki içinde nasıl konumlandırmak istediğini keşfetme sürecidir. Bireysel çalışmalardan farklı olarak bu yolculuk, karşılıklı bir duyma ve duyulma yolculuğudur da... Benim için bu süreçte psikoterapötik çalışma tanımı ise keşfe izin verildiği ölçüde destek olma, duyulmayanı duyma ve duyurmanın, söylenmeyeni anlama ve konuşmanın yolunu bularak çift ve ailelere eşlik etmek...
Atölye Çalışmaları ve Seminerler
Kendini tanıma her zaman bir terapistle karşılıklı oturduğunuz ve kendinizi en mahrem sırlarınıza kadar açtığınız bir süreç olmak zorunda değildir. Bazen bir kitap, bazen bir şarkı, bir film ya da bazen hiç tanımadığınız, ilk defa karşılatığınız birileriyle yaptığınız kısa bir sohbet veya etkileşimin de sonucunda gerçekleşebilir. Atölye çalışmaları, bu tesadüfleri ve fırsatları yaratmak için özel olarak düzenlediğim zamanlardır... Bazen terapötik kartların, bazen sanat malzemelerinin kullanıldığı dışavurumcu çalışmalarla, bazen sadece bir kitap ya da film hakkında sohbet etmek için açılmış bir alanla, hem kendimiz hem ötekiler hem de ilişkisel dünya hakkında keşifler yapmak üzere etkileşimi bol atölye çalışmaları düzenliyorum. Bazen bu çalışmaları talep eden özelleşmiş gruplarla (okullar, anneler, öğretmenler, ergenler gibi..), talep edilen özelleşmiş bir alanda (sınırlar, cinsellik, büyüme, akademik meseleler gibi..) gerçekleştiriyorum.
Seminerle ise yine gruplarla, daha önceden belirlenmiş bir tema/konu hakkında planlanmış ve çoğunlukla bu tema hakkında detayların tartışıldığı çalışmalar şeklinde gerçekleşiyor. Oturum ve katılımcı sayısı, çalışma süreleri, okuma malezemeleri ve tarihleri önceden belirlenmiş, çoğunlukla kapalı gruplar şeklinde düzenlenmiş bu çalışmalarda sorular havada uçuşuyor ve çerçeveyi gözeterek cevaplar arıyoruz.
Duyurularını blogdan takip edebileceğiniz atölye ve seminer çalışmalarına ilginizi çekerse, sizi de bekliyorum...
Süpervizyon Çalışmaları
İnsan olmanın en büyük korku kaynağı ile en konforlu alanı "yanlışlar", "hatalar" ve "kafa karışıklıları" alanı diye düşünürüm hep... Bu alan bize kendi sınırlıkları olan insanlar olduğumuzu hatırlatır ve bazen bir lütuf, bazen bir lanet gibi deneyimlenir. Bazı meslekler bu alanda asla olmaması gerektiğine inanır, mükemmeli kovalar; mükemmel peşinde koştukça ise hoşlanmasa da kendini daha çok bu alanda bulur. Psikoterapist olmak, öğretmen olmak, okul psikolojik danışmanı olmak bu meslekler arasında sayılır. Peki gerçekten bu işler hatasız yürütülebilir mi?
Süpervizyon çalışmaları bu meslekten birey ya da gruplara hatalarını görme, hatanın neden dolayı gerçekleştiğini anlama, bu nedenin varsa kişisel kaynaklarını keşfetme, telafi olanakları varsa bunları bulma ve uygulama, en nihayetinde ise hatalar, eksikler, kafa karışıklıkları ile yaşayabilme ve olabildiğince tekrarlanmaması için yapılan özel çalışmalar olarak düşünülebilir.
Bu çalışmalar ise dışarıdan bakan bir çift göz, dinleyen bir çift kulak ve birlikte düşünmek, hissetmek ve anlamak için çaba harcayan bir ruhsallığın eşliğinde gerçekleştirilir. Hali hazırda yaptığım grup ve bireysel süpervizyon çalışmaları, gelen talepler doğrultusunda çok sevdiğim ve değerlendirdiğim bir etkinlik olarak, çalışmalarım içinde bulunuyor.
Çalıştığım grup ve bireylerle mükemmel değil, "yeterince iyi" olmanın yollarını, birlikte arıyoruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder